Yılın Profesyoneli: Çuhadaroğlu Genel Müdürü Kenan Aracı
27
MAY

Çuhadaroğlu Şirketler Genel Müdürümüz Sn. Kenan Aracı B2B Medya tarafından bu sene 10.’ su düzenlenen “Çatı ve Cephe Malzemeleri Ödülleri” kapsamında Yılın Profesyoneli ödülüne layık görülmüştür. Kendisini bu başarısından ötürü yürekten kutluyoruz.

Çuhadaroğlu Şirketler Genel Müdürümüz Sn. Kenan Aracı B2B Medya tarafından bu sene 10.’ su düzenlenen “Çatı ve Cephe Malzemeleri Ödülleri” kapsamında Yılın Profesyoneli ödülüne layık görülmüştür.

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

1970 İstanbul doğumluyum. Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun olduktan sonra İTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık bölümünde lisans, Bahçeşehir Üniversitesi’nde işletme üzerine yüksek lisans eğitimi aldım. Mezun olduktan sonra Almanya’nın Karlsruhe şehrinde proje geliştirme ve uygulama ofisinde 3 yıl boyunca farklı projeleri tamamlayıp, Türkiye’ye dönünce ağırlıklı olarak ürünleri inşaat sektöründe kullanılan alüminyum kapı, pencere ve cephe sistemleri dizaynı ve aynı zamanda üretimini yapan Çuhadaroğlu Grubu’nda çalışmaya başladım. Ürün yöneticisi, pazarlama müdürü ve genel müdür yardımcılığı görevlerinden sonra 2003 yılından beri, grup şirketlerinden Çuhadaroğlu Alüminyum ve Çuhadaroğlu Metal Sanayi ve Pazarlama şirketinin genel müdürlük görevini üstlenmekteyim. Ayrıca 2003-2006 yılları arasında da Çuhadaroğlu Kimya Sanayi Şirketi’nin Genel Müdür görevini de üstlendim. Türkiye İnşaat Malzemecileri (İMSAD) Başkan Yardımcısı ve İTO 58. Grup Meslek komitesi üyesiyim.

Üniversite döneminde neler yapardınız ? Bu dönemde idealiniz neydi?

Üniversite dönemimde hem eğitim hem de spor hayatımın tüm zamanını dolduruyordu. Günlerim, İTÜ Taşkışla Kampüsü ve antrenmanlarımızı yaptığımız İTÜ Gümüşsuyu Kampüsü Spor Salonu arasında geçiyordu. Bu arada zamanımız olursa İstiklal Caddesi ve Dolmabahçe Caddesi’nde de sosyal aktivitelerde bulunuyorduk. Hatta 1.Lig’de olan takımımızın maçları o zamanki Abdi İpekçi Spor Salonu’nda oynardık. Bununla birlikte şehir dışı deplasmana da takımca giderdik. Ayrıca yoğun antrenman ve kamp programları ile üniversitedeki yoğun ders programları birleşince zamanı çok iyi planlamak ve işlerimi günü gününe biriktirmeden bitirmek zorundaydım. Üniversite yıllarında hem kariyer hayatımda gelebileceğim en iyi noktaya gelmek, hem de bu kariyerimi sporcu ve sonrasında da basketbol koçu olarak sürdürmek istiyordum. Bunların bir kısmını başardığımı düşünüyorum.

Sosyal hayatta neler yaparsınız? Hobileriniz, uğraşlarınız var mı?

Profesyonel iş hayatımın dışında zamanımın çoğunu çocuklarımla vakit geçirmek için ayırıyorum. Bir kız, üç erkek çocuğum var. Malum, her biri ayrı bir proje ve onlarla uğraşmak, tartışmak ister istemez zamanınızın büyük bir kısmını alıyor. Esasında ben de biraz bu durumdan hoşnutum. Çünkü altı, on beş, on dokuz ve yirmi iki yaşlarında olan çocuklarımla birlikte gezmek, dolaşmak, onlara ayak uydurmak, yeri geldiğinde tartışmak zihnen ve bedenen zorlasa da aynı zamanda beni dinç de tutuyor. Örneğin, her hafta sonu bir aktivite yapmaya gayret ediyoruz ve genelde yazları doğa gezileri, deniz, bisiklete binmek; kışın ise tiyatro, sinema, spor müsabakaları derken ister istemez kendinizi bu yoğun aktivitelerin içerisinde buluyorsunuz farkında olmadan. Onların bu temposuna ayak uydurmaya çalışıyorsunuz. Bu süreç, sizi yoruyor gibi gözükse de aslında oldukça dinç tutuyor. Hobilerimle ilgili de esasen basketbol ağırlıklı olmakla birlikte bunun öncesinde voleybol; voleyboldan önce de futbol oynuyordum. Futbola küçük yaşlarda başladım. O zamanlar Yeniköy’de ikamet ediyorduk ve Yeniköy Spor Kulübü’nde oynadım. Solak olmam nedeniyle sol açık mevkisinde birçok golüm vardı. İlerleyen yaşlarda voleybola merak sardım ve İstanbul’da farklı kulüplerde yıldız genç takımı seviyelerine kadar voleybol oynadım. Daha sonraları Beyaz Gölge adlı diziye ve Türkiye’nin basketbolda Balkan Şampiyonu olmasıyla o günün revaç sporu olan basketbola geç yaşta da olsa başladım. İlerleyen süreçte Türkiye’nin farklı kulüplerinde ve hatta Almanya’da bulunduğum dönemlerde I. ve II. lig seviyelerinde basketbol oynadım. Belki diğer profesyoneller gibi spor önceliğim olmadı. Ancak maddiyattan öte, bu takım sporlarının bana kazandırdığı çok şey olduğunu ve iş hayatımda da bunu hala kullandığımı söylemeliyim. Size farklı bir bakış açısı ve vizyon kazandırıyor. Takım çalışmasının başarıda anahtar rol olduğunu daha o yaşlarda anladım ve bunu işimde de uygulamaya gayret ediyorum. Küçük ve genç yaşlarda Türkiye’de birçok turnuva ve şampiyonaya katılarak çeşitli yörelerin insanlarını, yemeklerini ve düşüncelerini anlama fırsatı buldum. Aynı şekilde yurt dışında yapılan müsabakalarda daha o yaşlarda birçok ülkeyi görme şansım oldu. Tabi en önemlisi o seyahatlerde organize olmayı, aynı zamanda öğrenci olduğunuz için zamanınızı verimli kullanmayı, sorumluluk almayı öğreniyorsunuz. Ve bu size büyük bir tecrübe oluyor. Öyle ki o günlerde yaşadıklarınız bugün hala karşınıza çıkabiliyor ve hakkıyla üstesinden geliyorsunuz. Bu yüzden, günümüz koşullarında sürekli sınavlara bağlı ders yapma odaklı bir bakış ön plana çıkarılarak çocuklarımızın sosyal aktivitelerden uzaklaştırılmasını doğru bulmuyorum. O çocuklar başta spor kulüplerinde kendi özelliklerine göre faaliyet yapmaları zamanlarını almayacağı gibi, zaman yönetmeyi, sosyal çevre edinmeyi; kötü arkadaşlardan ve alışkanlıklardan uzaklaşmalarını sağlayacaktır. Kaldı ki, zaten bütün çocuklardan da profesyonel futbolcu, voleybolcu ya da basketbolcu olmasını bekleyemeyiz. Yani eskilerin tabiriyle “armut dibine düşer” tezi artık geçerli olmayabiliyor. Önemli olan, onların bu aktivitelerde bulunarak sosyalleşmesi. Çünkü okul sayesinde çocuklarımız; fizik, kimya, matematik gibi temel dersleri alıyorlar fakat spor gibi sosyal ve bedensel faaliyetlerin sonradan kazandırılması çok zor oluyor ve bunların topluma maliyeti ağır olabiliyor.

Profesyonel hayatınızdaki en kayda değer, en keyif aldığınız işiniz neydi?

Benim için en keyifli ve kayda değer gördüğüm proje Interax markası olarak ortaya çıkardığımız, tamamen tasarımı, yazılımı ve üretimi bize ait otomatik kapı sistemleridir. Nedeni ise, yıllarca yurtdışı bir firmanın distribütörlüğünü yaptık. Firma, aramızdaki anlaşmayı hiçe sayarak fesih etmiş, Türkiye’deki 20 yıllık emeklerimizi göz ardı etmişti. Biz de hukuki süreci başlatarak Cenevre’de 7 yıl süren davayı, kayda değer müşteri portföyü, zarar ziyan tazminatı ile kazandık. Ama esas bana keyif veren bu olayın tekerrür etmemesi için kendi ARGE Merkezi’mizde, kendi markamızı yaratma projesini geliştirme kararını almak oldu. Kısa bir sürede çok yol kat ettik. Şu anda yurtdışı tüm sertifikasyon süreçlerini ve testleri başarı ile geçerek tamamladık. Sadece yurtiçi değil, Avrupa ve Amerika kıtalarını da dahil ederek 4 kıtaya ihracat yapar hale geldik. Beni mutlu eden ve benim için kayda değer proje olan bu hayalimi çalışma arkadaşlarımla birlikte gerçekleştirmiş olmam. Bu katma değer hem şirketimize hem de ülkemize maddi olduğu kadar güven ve itibar da sağlamıştır.

İş hayatınızda sizi en fazla mutlu eden olay neydi?

İş hayatımda bana mutluluk veren önemli olay, firma kurucumuz Merhum Ahmet Çuhadaroğlu’nun genç yaşımda Çuhadaroğlu Grup Şirketleri’nden Metal Sanayi, Alüminyum Taahhüt ve yıllar önce Fransız bir firmaya satış yoluyla devrini yaptığımız Çekomastik Kimya firmalarının yönetimine “Grup Şirketleri Genel Müdürü” olarak atamalarıydı. Bu yükseliş beni bir nebze endişelendirse de bana duyulan güven beni oldukça onore ve mutlu etmişti. Bu şirketlerin gelişim, yatırım ve büyümesinde geldikleri noktayı görünce kendi adıma şahsıma duyulan güveni boşa çıkartmadığım için çok mutluyum.

İş hayatınızdaki öncelikleriniz neler? Özellikle yanınızda çalışan kişilerden beklentileriniz neler?

İş hayatımdaki önceliğim hedef koymak lakin ben ona “hayal kurmak” diyorum. Ama uzun ama orta veyahut da kısa vadeli hedefler koyarak gitmek istediğimiz noktaya, limana rota belirlemek. Bu noktalara iletişim içinde koyulan hedeflerin olmazsa olmazı takip etmektir. Tüm çalışanlarımızdan beklentimiz de, kendi işleri ve hatta özel hayatlarında hedefler, pardon “hayal kurmak” ve o hayallere ulaşmaktır. Bu hayallere ulaşabilmek için de kitap okumak, bu hızlı değişim esnasında kendini yenilemek, ne yaşta olursa olsun her konuda bir vizyon kazandıracak eğitimler almaktır. Ve bu sayede sosyalleşmek. Böylece daha huzurlu, kendine güvenen bireyler hem özel hayatta hem de iş hayatında kaliteyi yükseltecek ve bu da onların verimliliğine olumlu yansıyacaktır. 

İş hayatı ile ilgili en önemli edinimleriniz neler oldu, tavsiyeleriniz neler olur?

1998 yılında mezun olduktan sonra Almanya’ya gitmem sebebiyle yarım bıraktığım işletme üzerine yüksek lisansımı tamamlama fırsatı buldum. Özellikle üst düzey yöneticilik yaptığım süreçte çok katkısını gördüğümü söyleyebilirim. Bu vesile ile de özellikle ileride üst düzey yönetici pozisyonlarında kariyer yapmak isteyen gençlerin ihtisas alanlarına ilave olarak, hatta çalışırken işletme yüksek lisans veya M.B.A yapmalarının yararını göreceklerine inanıyorum. 

Şu anki şirketiniz ile yolunuz nasıl kesişti?

Çuhadaroğlu hikayeme 1998 yılında Almanya dönüşüm ile başladım. Grup şirketlerinde, ürün yöneticiliği, ürün ve pazarlama müdürlüğü, genel müdür yardımcılığı ve genel müdürlük gibi değişik pozisyonlarda görevler üstlendim. Bu geçirdiğim 18 yıl süresince Ahmet Bey ile hayli teşviki mesaimiz oldu. Müteşebbis, yatırımcı, farklılaşmaya çalışan, başkalarından farklı düşünenlerin kazanacağını ve gelecekte ayakta kalacağını öngören bir yönetici idi. 

İnşaat sektörü ve ekonomik durum ile alakalı öngörüleriniz nelerdir?

2019 yılı Aralık ayında Çin Halk Cumhuriyeti’nde ortaya çıkan ve 2020 yılının başlarında yayılmaya devam eden Corona Virüsü (Covid-19) salgın hastalık olarak ilan edilmiş ve tüm dünya ülkelerini etkisi altına almıştır. Bu salgın hastalıkla 2020 yılı içinde öncelikli sağlık tarafının yanı sıra insanların satın alma iştahında etkili olan, psikolojik ve sosyolojik tarafında çözüm üretilemedi. Maalesef bu yaşananlar doğrultusunda, ekonomi tarafında da çözüm üretemediğimiz bir süreci yaşadık. Geçmişten gelen belirsizliklere bu yaşadığımız küresel sağlık problemi de eklenince, artan belirsizlik ortamında ülke ekonomileri, işletmeleri bu belirsizlik ortamında kendilerine yön bulmaya çalıştı. Özellikle başta hizmet sektörü olmak üzere birçok sektör ve bu sektörlerin ihtiyaçlarını karşılayan tüm sanayi olumsuz etkilendi. Artık günümüz dünyasında teknolojik gelişmelerin de etkisiyle iyiden iyiye ağırlığını hissettiren küreselleşmenin de etkisiyle hızlı değişmek zorunda kalan insan, bu süreçte daha da mobilize oldu. Önümüzdeki 10 yıl içinde dijitalleşmenin hızlanacağı bir dönem yaşanacak projeksiyonları yapılırken, 10 yıllık bu süreç işin dijitalleşme tarafında neredeyse 1 yıl içinde her yaştan insan için çok hızlı bir dönüşüm süreci yaşandı. Aniden ortaya çıkan ve bir anda sağlık problemi haline dönüşen virüsün, insanoğlunun yaşam biçimini ve bunun doğal sonuçlarından biri olan ekonomileri nasıl alt üst ettiğini ve hemen hemen yaşamımızın her alanında bizleri nasıl etkisi altına aldığına ve bizleri değişime zorladığına şahit olduk. Alüminyum profil üretiminde ihtiyacımız olan hammaddeden nihai ürüne kadar üretim yapabilme gücüne sahip entegre üretim gücümüz, kaliteden taviz vermeyen üretim ve hizmet politikamız, deneyimli, dinamik, vizyoner insan kaynağımız en büyük değerimizdir. Üretimlerimizde ve ürün kalitesinde uluslararası standartlara uygun yüksek ürün kalitesinin yanında, sürekli iyileştirme ve zamanında teslimat anlayışı ile müşteri memnuniyetinin sürekliliğini sağlayacağız. 2021 yılı içerisinde kısa vadede odaklanmamız gereken konuların başında ihracat pazarlarında büyüme, etkin nakit ve stok yönetimi, kısa vadede nakit dönüşü olan yatırımların hızlandırılması, Ar-Ge projelerinin artırılarak bu kapsamda çıkardığımız katma değeri yeni ürünlerin pazara sunulması ve nitelikli iş gücünün yaratılması olarak belirledik. Kuruluş yılımız olan 1954'den günümüze Çuhadaroğlu kurumsallaşma yolunda büyük yol kat etmiş ve 2016 yılında BİST'de halka açılmak suretiyle bu başarısını taçlandırmıştır. 67 yıllık bu değerin en büyük amacı; sürdürülebilir yönetim anlayışı ile bir asra ulaştırıp yüzyıllık bir firma olmaktır. Bu doğrultuda etap etap geleceğimize yön veren Endüstri 4.0 ve Dijitalleşme, iş güvenliği ve sağlığı, çevre ve sosyal sorumluluk, müşteri ilişkileri yönetimi, kurumsallaşma, hesap verebilirlik ve daha şeffaf yönetim alanlarındaki uygulamalarımızı daha da geliştireceğiz. 

Son olarak aldığınız “Yılın Profesyoneli” Ödülü ile ilgili olarak neler söylemek istersiniz?

Öncelikle Çatı ve Cephe Dergisi’ nin bu sene 10. kez düzenlediği yarışmada, pandemi yılı olmasını da üzerine katarsam, yılın profesyoneli olarak seçilmiş olmam beni çok onore etti. Çuhadaroğlu Grup Şirketleri adına sizlere teşekkürlerimi sunuyorum. Küresel pandemi koşullarında üretici olarak ayakta kalmanın zor ama ülkemiz adına çok önemli olduğu bu dönemlerde, Çuhadaroğlu Grup Şirketleri olarak salgına karşı ofisler ve fabrikalarımızda aldığımız önlemler bizleri daha da güçlendirdi. En büyük beklentimiz de pandemi sürecinin ülkemize ve tüm insanlığa yaşattığı ekonomik, sosyal ölçekte hasarların azalması veya sonlanması. Sanayinin kalkınmasına katkı sağlayarak, istihdamın korunması için üretime ve iş gücüne odaklanarak bu dönemleri de atlatacağımıza inanıyorum.